|
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İÇ YÜZÜ
PKK/KONGRA-GEL TERÖR ÖRGÜTÜ
Bölücü başı A.ÖCALAN’ın 1999 yılında yakalanıp Türkiye’ye
getirilmesinden sonra AB tarafından terörist örgütler
listesine alınacağını sezinleyen terör örgütü, 2002 yılında
ismini KADEK (Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi)
olarak değiştirmiştir. Terör örgütü tarafından KADEK adı
altında şiddet içerikli (308) (silahlı saldırı, molotof,
patlama, kundaklama vb) eylem gerçekleştirilmiştir.
27 Ekim-06 Kasım 2003
tarihleri arasında ise sözde 9.Kongre ile terör örgütü bu
defa da KONGRA-GEL adını almıştır.
2003-2004 yıllarından itibaren silahlı kadrolarının büyük
bir kısmını ülkemiz topraklarına aktararak kanlı kimliğini
devam ettiren terör örgütü 16-26 Mayıs 2004 tarihinde sözde
10. Kongresini gerçekleştirmiştir.
Yapılan sözde kongre sonrasında alınan kararların önceki
kongrelerde alınan kararlardan farklı olmadığı görülmüştür.
Terör örgütü;
-Bölgede kalkınmaya yönelik refah, huzur ve güven ortamının
sağlanmasının örgütte tedirginlik yaratması,
-AB’nin, KONGRA-GEL’i de PKK ve KADEK ile birlikte terörist
örgütler listesine alması,
-Örgütçe sürdürülmeye çalışılan sözde siyasal eylem ve
faaliyetlerde beklenilen kitle desteğinin bulunamaması,
-Irak, Suriye ve İran ülkelerinde yaşanılan bölgesel
sorunlar,
-Silahlı çatışma ihtimalini sürekli gündemde tutarak;
öncelikle otorite zafiyetinden kaynaklanan örgüt
saflarındaki çekişme ve çelişki ortamının bastırılması
amacıyla
sözde tek taraflı ilan ettiği ateşkesi sona erdirdiğini
açıklayarak 01 Haziran 2004 tarihinden itibaren silahlı
eylemlerin ivmesini arttırdığı görülmüştür.
2004 yılının ilk ayları içerisinde örgüt içinde yaşanan
fikir ayrılıkları sonrası, örgütün her türlü eylemlerini
sevk ve organize eden üst düzey örgüt mensuplarından
Osman ÖCALAN ve Nizamettin TAŞ’la birlikte bazı örgüt
mensuplarının örgütten ayrılarak, 02-05 Ağustos 2004
tarihleri arasında sözde PWD (Yurtsever Demokrat Partisi)
adı altında yeni bir yapılanma oluşturduklarını müzahir
basın/yayın organlarına açıklamışlardır.
Terör örgütü 2005 yılı içerisinde şiddet içerikli
eylemlerinin iç ve dış kamuoyunda tepki toplamaya başlaması
üzerine başta AB ülkeleri olmak üzere kamuoyuna terörist
bir örgüt olmadığı imajını verebilmek, kanlı eylemlerine
meşruiyet kazandırmak gayesiyle, terörist başı A. ÖCALAN
tarafından ortaya atılan ve örgüte müzahir basın yayın
organlarında yer alan, yeni bir örgütlenme modeli ve eylem
çizgisi olarak ifade edilen sözde Koma Komalen
Kürdistan/Kürdistan Demokratik Konfedaralizmi isimli yeni
bir yapılanmaya gitmiş olup, Terör örgütü mensuplarınca
gerçekleştirilen kitlesel eylemlerde; söz konusu Koma
Komalen Kürdistan/Kürdistan Demokratik Konfedaralizmi
simgeleyen amblem ile söylemleri kullanmaya çalıştığı
görülmüştür.
Örgüt, 2005 yılı Mayıs ayında KONGRA-GEL ismiyle örgütün
sözde 11’inci kongresini gerçekleştirmiştir.
Terör örgütü 2004 yılı ikinci yarısından itibaren
tırmandırmaya çalıştığı şiddet eylemlerini, 2005 ve 2006
yıllarında da aynı taktikle sürdürerek, (özellikle yaz
aylarında silahlı/bombalı eylemlerin gerçekleştirilmesi)
uluslararası kamuoyuna “Türkiye’nin güvenli bir ülke
olmadığı” kanaatinin oluşmasını amaçladığı mütalaa
edilmektedir.
Bu amaçla; bir yandan şiddet eylemlerini sürdürürken diğer
yandan oluşturduğu paravan yapılanmalarla şiddet
eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmekten kaçınarak, terörist
kimliğini iç ve dış kamuoyundan gizlemeyi hedeflemiştir.
2006 yılında şiddet eylemlerinin kitlesel eylemlerle
desteklenmesi amacıyla, örgütçe önem atfedilen, 21 Mart
Nevruz, 08 Mart Dünya Kadınlar Günü, 01 Eylül Dünya Barış
günü gibi ulusal ve uluslar arası kamuoyuna mal olmuş
günlerde, özellikle 10–15 yaş arası çocuklar ve kadınlar ön
saflara yerleştirilerek eylem ve etkinliklere ivme
kazandırmak istemiş, ancak başta bölge halkı olmak üzere
vatandaşlarımız tarafından terör örgütünün propagandalarına
itibar edilmemesi üzerine örgüt hedeflediği katılım ve
eylemliliği gerçekleştirememiştir.
Kitlesel eylemlerde yeterli desteği bulamayan örgüt bu defa,
güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda ölen terörist
cenazelerinin defin işlemleri sırasında ve sonrasında
güvenlik güçleriyle vatandaşlarımızı karşı karşıya getirerek
sözde ortaya çıkacak olan olumsuz tablodan çeşitli örgütsel
kazanımlar elde etme yoluna gitmiş ancak; istenilen kitle
desteğini yine bulamamıştır
PKK/KONGRA-GEL terör örgütünce geçmişten günümüze kadar bir
çok kez taktiksel girişimler çerçevesinde sözde ateşkes
kararları alınarak dönemsel sorunların aşılmaya çalışıldığı
bilinmektedir.
Terör örgütünün kadrolarında ve kendi idari yapısında günden
güne kan kaybettiği, yapılan başarılı operasyonlarla
faaliyetlerinin asgari seviyelere çekildiği, malzeme/eleman
sıkıntısı içerisine girdiği, örgüt içerisindeki ayrılmaların
daha da arttığı değerlendirilmekle birlikte, yeniden
toparlanmak, kış üslenmesinde zayiat vermemek ve 2007 yılı
eylem stratejisini yeniden belirlemek maksadıyla sözde tek
taraflı ateşkes ilan etmiştir. Ancak ateşkes çağrıları
sonrasında da daha önceki sözde ateşkes dönemlerinde olduğu
gibi silahlı eylemlerini halen sürdürdüğü görülmektedir.
Sonuç olarak;
KONGRA-GEL (Kürdistan Halk Kongresi), PKK ve KADEK’in
(Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) isim
değiştirilmiş devamı niteliğinde ve Kürdistan Demokratik
Konfedaralizmi ismini de kullanan silahlı bir terör
örgütüdür.
TERÖR
ÖRGÜTÜ PKK/KONGRA-GEL HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
KADEK(PKK) terör örgütü, 2003 yılının sonlarında
yaptığı 2’nci kongresinde KONGRA-GEL (Kongreye Gele
Kürdistan-Kürdistan Halk Kongresi) adını almıştır.
KONGRA-GEL; PKK’nın temelde ve fikirde eski çizgisini
aynen koruyan, KADEK’den sonra ismi değişmiş halidir.
KONGRA-GEL; PKK’nın KADEK’den sonra terör örgütü
imajından sıyrılmak için strateji gereği başvurduğu yapısal
değişikliklerle oluşan yeni imajıdır.
KONGRA-GEL; Amacında, ideolojisinde herhangi bir
değişiklik yapmadığı gibi silahlı gücünü özellikle K.Irak
alanındaki örgüt kamplarında bir tehdit unsuru olarak
barındırmaya, sayısını çoğaltmaya ve yönlendirmeye devam
eden PKK ve KADEK’in yeni yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK ve KADEK’in kullanmış olduğu veya
örgütü temsil eden amblem, rozet, flama vb. işaretlerini
aynen kullanmaya devam eden halidir.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütünü (20) yıla yakın
yöneten, her türlü terör eylem ve faaliyetlerini
kararlaştıran, örgüt mensuplarını terör eylemlerine kanalize
edip talimat veren, örgütün amacına veya stratejisine karşı
gelen mensuplarını cezalandıran sorumlularını, mevcut
konumları ile çatısı altında barındıran bir yeni oluşumdur.
KONGRA-GEL; PKK’nın terörist yöntemleriyle
gerçekleştiremediği hedefine, amacına sözde kültürel haklar,
kimlik, insan hakları, demokratikleşme vb. kavramları
kullanarak ulaşmaya çalışacağı KADEK’ten sonraki yeni
yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütü gibi KADEK’inde AB
tarafından terörist örgütler listesine alınacağının önceden
sezinlenmesidir.
KONGRA-GEL; Bazı kesimlerin algıladıkları/algılamak
istedikleri gibi yasal bir parti, örgüt, kuruluş değil PKK
ve KADEK gibi bir terör örgütüdür. Çünkü PKK’nın bir
ürünüdür.
KONGRA-GEL; Saklanılamayan, gizlenilemeyen,
rütuşlanarak maske takılmaya çalışılan PKK’nın varisi ve tek
hamisi, KADEK’in devamı;
Yani, PKK’nın kendisidir.
Ayrıca;
*Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet
gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin
yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü
eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,
*Örgüt içerisindeki bayan militanların erkeklerin zevk aracı
olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere
girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç
kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını,
direnenlerin de ajan, provokatör ve işbirlikçi iddiasıyla
öldürüldüğünü,
*Kimi
zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların
katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa vs. hayvanların etiyle
beslenmeye çalıştıklarını,
*Örgüte
katılanların ömrünün fazla olmadığını, (3-4) yıl
yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için,
sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının (18-20)
yaş arasında bulunduğunu,
*Örgütten
kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıp ta yakalananların örgüt
tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp
kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum
sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde
bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde
cezalandırıldıklarını,
*Örgüt
mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına
erzak temin etmek için gittiklerinde bazı ailelerin
kızlarına ölüm ve korkutmayla tehdit ederek tecavüz
ettiklerini,
*Avrupa’da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan terör
örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının
idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları
düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak
istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek
yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan
örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam
kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt
mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek
seyrettirdiklerini,
*Yurtdışındaki
ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve
hoşgörüden bahseden terör örgütünce, özellikle kendi
kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler
hakkında ölüm emri verildiğini
biliyor muydunuz?
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
*Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap
soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında
zevk-sefa içinde yaşadıklarını,
*Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin
serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında
duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz
dahi edemediklerini,
*Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını
anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının
işbirlikçi, hain ve şerefsiz olarak suçlandığını, öldürülme
korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,
*Gençleri sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan
DEV-SOL örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980
yılı ilk baharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T.
vasıtasıyla yurtdışına (4) kilo eroin sevkıyatı yaptığını,
*DEV-SOL örgütü üst düzey yöneticilerinden P. G.’nin, örgüte
maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden
elde edilen örgüte ait 400.000 Frank’ı çaldığı gerekçesiyle
terör örgütü lideri tarafından 11.07.1991 tarihinde Paris'te
öldürtüldüğünü,
*DEV-SOL terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden
tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını,
uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer
kadrolarından gizlendiğini,
*DEV-SOL örgütüne yönelik 27.07.1993 tarihinde yapılan
operasyonda yakalanan S.Ö.’in ikametinde 2065 gr. esrarın
yakalandığını,
*DHKP/C’ye yönelik 12-25/10/1995 tarihlerinde İstanbul’da
yapılan operasyonlarda yakalanan (6) şahısla birlikte 500
gr. esrarın ele geçirildiğini,
*DHKP/C’ye yönelik 18.04.1995 tarihinde İstanbul’da yapılan
operasyonda R. T.’nin (10) kg. eroin ile yakalandığını, R.
T. ve C. T.’in terör örgütü liderinin talimatları
doğrultusunda yurtdışına uyuşturucu madde götürdüklerini,
elde edilen para ile örgüte silah alındığını,
*DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı
İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 03.12.1997 tarihinde yakalanan
S. Y.'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve
örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının
devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,
*İstanbul Sabancı Center’da 09.01.1996 tarihinde Özdemir
Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ.
A.'nın (5) ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin
baldızına tecavüz ettiğini,
*28.05.1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu Hilal (K) E.
G.’in birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt
mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine
evden kaçtığını,
*Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü
mensuplarından (15) yaşındaki kız örgüt mensubuna aynı örgüt
içerisinde tecavüz edildiğini,
*Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör
örgütü mensubu S. G.’nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre
dönmek istemesi sonucu, örgüt tarafından öldürüldüğünü,
örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde “düşmanla çatışmanın
şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği
için öldürüldü” şeklinde yalan haber yazıldığını,
*1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat
kırsalında faaliyet gösteren (31) DHKP/C terör örgütü
mensubundan (9)’unun örgütten firar ettiğini,
*Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt
mensuplarından Murat (K) M. Y.'nin ayaklarının donması
üzerine sağ ayağının (4), sol ayağının ise (1) parmağının
DHKP/C sözde grup komutanı Niyazi (K) S. Y. tarafından demir
testeresi ile kesildiğini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt
mensuplarından S. B.’nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine
hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin
içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda
bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme
cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak
parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı
çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,
*MLKP terör örgütü mensuplarının A. A. ve T. A. isimli örgüt
mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda
iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla
öldürdüklerini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO terör
örgütü mensubu (10) örgüt mensubunun, örgüt mensubu
arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını,
bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da
işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,
*TPK/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz
kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca
Köyünde (8) yaşındaki S. K. isimli çocuğun örgüt mensupları
tarafından öldürüldüğünü,
*1999 yılında TKP/ML-TİKKO’ya katılan Savaş kod isimli örgüt
mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle
ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından (2) gün
sorgulandığını ve (3) örgüt mensubu tarafından
öldürüldüğünü,
biliyor muydunuz?
SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
*Düzce Hizbullahı terör örgütünün mali kaynak sağlamak için
cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini
gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı
içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve
kilim çaldıklarını,
*İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine
rağmen, Marksist-leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C
gibi terör örgütlerini destekleyip; yayın organlarında bu
örgütleri savunduğunu,
*İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle
bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mubah sayan bir
zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve
eşya hızsızlıkları yaptıklarını,
*Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı
federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet
Devleti örgütü lideri Muhammet Metin KAPLAN’ın zimmetine
para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler
yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,
*Hizbullah Terör Örgütü liderinin zekat adı altında toplanan
haraçlarla İstanbul’un lüks semtlerinin birinde 120.000
Dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise
yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta
yaşadığını,
*Ö.E isimli pavyonda çalışan bir bayanın Hizbullah Terör
örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği
tasvip etmeyerek Ö.E.’yi M.S.K’nın kardeşi ve amca oğluna
öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K.’yı sonra da
Ö.E.’yi öldüren M.S.K.’nın kardeşi ve amca oğlunu kendi
örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,
*Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp
gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan
(72) cesetten (14)’ünün kendi örgüt mensupları olduğunu,
biliyor muydunuz ? |