MANİSA İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

İl Milli Eğitim Müdür V. Necmettin OKUMUŞ’un 18 Mart Şehitleri Anma Günü Mesajı

İl Milli Eğitim Müdür V. Necmettin OKUMUŞ’un 18 Mart Şehitleri Anma Günü Mesajı

Tarihin en büyük mücadelelerinden, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 103. Yıldönümünü ve aziz vatan için canlarını veren Şehitlerimizi hürmetle yâd ediyoruz.

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Bundan tam 103 yıl önce yüzbinlerce vatan evladı bu vatanın bedelini ödemek üzere Çanakkale’ye çağırıldı.

Amacımız geçmişte kazandığımız savaşların zaferiyle övünmek değil! Eğer amaç vatan savunması ise, eğer amaç hürriyet mücadelesi, özgürlük mücadelesi ise; buna savaş diyemezsiniz. Vatan dediğimiz bu toprak, diyeti ağır ödenmiş bir topraktır.

Çanakkale neresidir? Küffarın, zalimlerin gelip görüp ardına bakmadan dönüp gittikleri yerdir. 1. Dünya Savaşında Osmanlı Devletini yıkmak, bu topraklardan Türkleri atmak, İslam’ın bayrağını taşıyan milleti toptan yok etmek üzere dönemin en güçlü en zalim ülkeleri İstanbul’u, Osmanlı’nın kalbini ele geçirmek üzere Çanakkale’ye geldiler. Pençelerini Çanakkale Boğazına attılar. Gelirken yanlarında getirdikleri sömürge askerlerine dediler ki; “Siz öyle barbar bir orduyla savaşıyorsunuz ki aman esir düşmeyin, sizi çiğ çiğ yerler. Onlar barbar yamyamdır. Aman ha: öyle mücadele edin ki… Ölümüne…” Neden? O havayı vermeleri lazım.

Bir Cuma günü, Cuma namazı kılmak için askerlerimiz ezan okurken, düşman safında ki Senagal’li askerler ezanı duyar. “Ya bunlar ezan okuyor, müslüman mı bunlar?” Yeryüzünde Çanakkale Savaşı kadar Bedir Savaşına benzeyen başka bir savaş yoktur… Kardeş kardeşe… İşte Akif diyor ya Bedrin Aslanları… Akif’in benzetmesi… Akif gibi bir inançlı adam bunu söyler mi? Bedre benzetiyor, mezar taşları yerine Kabe’yi koyuyor başlarına.

Bir insanlık savaşıdır Çanakkale…

Üst Teğmen Kesi

İngiliz subayıdır. Hatıralarında anlatıyor. “Cephelerden çıkıp göğüs göğüse savaşta, ateşkes olur ve herkes cephesine gider. Ortada kalan kalır yaralılar ölüler. Herkes siperde bekliyor. Ama bir ses nasıl inletiyor ortalığı. Feryatlar o derece. Bir İngiliz askeri yaralı kıvranıyor. Çıkamıyoruz. Çıksak vururlar hemen. Siperler arası sekiz 8-10 metre. Kimse bir şey yapamıyor. Birden Türk Cephesinden elinde beyaz bir atletle bir asker çıktı ilerledi. Herkes dondu onu izliyor. Elinde bomba da olabilir. Ama bir şey yapamıyoruz. Yaralı askeri aldı kucakladı ve bir mendil gibi önümüze koydu karanlığın içinde döndü gitti. İnanamadık! Bize Türklerin ne kadar gaddar, barbar olduğunu anlatmıştı ama bu gördüğümüz sahne bize ne kadar asil bir milletle savaştığımızı gösterdi” diyor.

Anzak Ömer

Avustralya kıtasından gelen bir Anzak asker. Amerika’da yaşıyor yıllar sonra. Yaş ilerliyor ve hastaneye yatırılıyor. Muayene eden bir doktor, omuzundaki Türk Bayrağı dövmesini görünce “Sen Türk müsün? Hemen kapatarak döndü. Bir daha sordum, Türk müsün sen? Baktı ve karıştırma dedi. Yahu o benim bayrağım ben Türküm. Döndü ve sen Türk müsün?" dedi. Evet deyince otur hele dedi heyecanla. Ben Çanakkale’de savaştım.

Bize giderken demişlerdi ki: Onlar öyle acımasız gaddar bir millet ki onlara esir düşmektense ölün daha iyi. Sizi yerler dediler. Ve ben savaşın bir yerinde esir düştüm. Gözlerimi açtık baktım Türk askerleri başımda. Öyle korktum ki bayılmışım. Ayılttılar bi daha bayılmışım. Sonra ayıldığımda baktım Türk askerleri başımda. Öyle korktum ki bayılmışım. Ayılttılar bi daha bayılmışım. Sonra ayıldığımda baktım biri terimi siliyor biri yaramdaki kanı siliyor biri de ekmeğini uzatıyor bana. İnanamadım. Bize söyledikleri her şey yalanmış. Beni iyileştirdiler ben bir süre içinizde kaldım ve iyileşince beni askerlerimizin oraya geri gönderdiler. Ve ben o günden beri sorgularım. Hala anlamlandıramıyorum biz Çanakkale’ye niye gittik? Neden sizin gibi asil bir milletle savaştık. Aklım almıyor hala. Ve ben bu asil millete bir şey yapmalıyım vefa borcum var. Bu yüzden omuzuma Türk bayrağı dövmesi yaptırdım” diyor.

Muhammet İkbal

Hindistan, Pakistan Coğrafyasının Akif’i. Âlim profesör. İngiltere’de Üniversitede dersler veriyor ve zaman zaman İngiltere’ye gidiyor uçakla…

 

Şeyh Ahmet Sunisi. Ömer Muhtarın elini öptüğü şeyh. Ahmet Sunisi o dönemde Anadolu’da. Savaşıyor. Diyorlar sen napıyorsun burada? Senin de ülkende savaş var. Ne işin var burada? Diyor ki burası SON KARAKOL… Önce burası kurtarılmalı. 1923’e kadar Ankara’da kalıyor Sunisi. Berberi bir Arap’tır kendisi. Evet, Anadolu son karakoldu Arapların gözünde. İngilizlerin içimize ektiği tohuma kanmayalım. Araplar bizi arkadan vurdu tohumuna kanmayalım.

Çanakkale ruhunu iyi anlamalıyız. Anlattığımız bir masal ya da hayal ürünü değil. Hayal kahramanlarından bahsetmiyoruz. Tamamıyla gerçek yaşamış insanlardan bahsediyoruz. Bizim gibi etten kemikten deriden insanlardı bunlar. Çanakkale bir insanlık savaşıdır. Dünyanın en centilmen savaşıdır bizim açımızdan. Düşman donanmasının hastane gemileri geçerken, bizim topçumuz tek atış bile yapmazken, düşman topçusu bizim hastane gemilerimizi bombalamıştır ve savaş suçu işlemiştir. Almanların zehirli gaz kullanma teklifini Türk Ordusu mertçe ve adil bulmayıp kabul etmemiştir ki, ordumuzun bulunduğu yerden verilecek gaz, rüzgarın da etkisiyle düşman askerini telef ederdi.

Siperler arası 8 metredir. Arka arkaya 3 kişiyi tek kurşunla öldürebilirsiniz. Metrekareye 6000 mermi düşmüştür. Savaş alanında havada çarpışarak yapışmış birçok mermi bulunmuştur. Unutmayın!

Havada iki merminin çarpışma ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu.

Dar’ul Fünun’un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç mezun vermediğini,

57. ALAY’ı. Bayram namazlarını kılıp helalleşerek cepheye giden ve tamamı şehit olan Alayı. Bu kahramanların anısına o günden beri Türk ordusunda 57. Alayın var olduğunu; ancak bu alayda hiçbir askerin bulunmadığını. 57. Alayın, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alay olduğu için dünyanın en kahraman alayı olarak nitelendirildiğini. Unutmayın!

Çanakkale’yi Çanakkale yapan gelenler değil! O gelenleri karşılayan asil ruhlardır. Onlar hep geliyorlar. 1071 den beri, Malazgirt’ten beri geliyorlar. Ha bu sefer topyekûn geldiler. Ama onları karşılayan ruh öyle bir ruh ki çelik ve barut, inancın, imanın, azmin karşısında yenik düştü. Karşılayanların davası büyüktü. Bizim davamız büyüktü. Vatan davasıydı o dava. Soruyorum VATAN ne demek? Şu an üstüne bastığınız kara toprak mı? Ya da sınıflarda, atlaslarda, bürolarda gördüğümüz sınırları çizilmiş coğrafya parçası mı? Değil…

Birileri, birileri bizden önce giden birileri! Bu kara parçasını, coğrafya parçasını vatan yaptı. Toprak eğer kanla yoğrulmuşsa ve canla ödenmişse bedeli, adı artık vatandır! Biz bugün bu topraklarda özgürce yaşıyorsak, geziyorsak bu topraklarda ve bu bayrağın altında konuşuyorsam eğer, şu an nefesi özgürce ciğerlerimize çekiyorsak eğer; birileri bu ülke için nefesini, canını verdiği için bu özgürlüğü yaşıyoruz. Unutmayın! Birileri nefesini bu vatan uğruna verdiği için buradayız. Ve o gidenler, canlarını düşünmeden veren o yüzbinler…

Allah ü Teâla Kuran’da “Onlara ölüler demeyiniz! Onlar diridirler” diyor. Ve şu an emin olun bizi izliyorlar. Yanınızdalar. Yanı başımızdalar. Bizimle beraberler…

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi´nin 103. Yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milletimize bu eşsiz zaferin gururunu yaşatanları, milli birlik ve bütünlüğümüz uğrunda canlarını feda eden, bazıları da mezar taşı olmadan ama görevini yapmış olmanın huzuru içerisinde yatan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmetle, hayatta olan gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Nişancıpaşa Mahallesi Atatürk Bulvarı No 36/A Şehzadeler/MANİSA - (0 236) 231 46 08 - 232 32 59 - 234 84 44 - 237 00 32

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.